‘Eski’ olan gürültü çıkararak yıkılıyor!

  • 07 Ağustos 2011 Pazar

Hafta ekonomi açısından çok ilginç bir gelişmeyle bitiyor. Beklenen oldu ve Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Standard & Poor’s, ABD’nin kredi notunu düşürdü. Standard&Poor’s’un (S&P) açıklamasında, ABD’nin en üst seviye olan ‘AAA’ kredi notunun ‘AA+’ya düşürüldüğü belirtildi. Kredi not görünümünü ise ‘negatif’ olarak belirlendi. Bunun ABD tarihinde bir ilk olduğunu da belirtelim. S&P, aslında ‘malumu’ ilan etti. Ama burada çok önemli bir ayrıntı var. S&P gibi kuruluşlar ABD kâğıtlarının sistemdeki ağırlığını azaltarak adeta bir ‘kriz dengesi’ oluşturmaya çalışıyor. Yani zor durumda olan İspanya, Portekiz ve Avrupa destekli Yunan kâğıtlarına bir nevi yönlendirme yapmak istiyorlar. Aslında buna ‘kriz dengesinden’ ziyade ‘dehşet dengesi’ de diyebiliriz.
Bu arada İtalya S&P ve Moody’s hakkında, tüketici haklarını savunan sivil toplum kuruluşlarının şikâyeti üzerine soruşturma başlattı. İtalya’da soruşturmayı başlatan savcı, bu kuruluşların değerlendirmelerinin piyasalarda çalkantıya yol açtığı şikâyeti üzerine harekete geçtiklerini belirtmiş. Çok güzel; acaba İspanya’da Sol Meydanı’ndaki göstericiler üzerinde S&P ve Moody’s’in etkisi nedir… Tamam, bu kuruluşların, şimdiye kadar çok masum ve objektif olduğu söylenemez ama herhalde krizi de bu kuruluşlar derinleştirmiyor.

Peki bundan sonra ne olacak; yani önümüzdeki hafta başından başlayarak bizi nasıl bir gelecek bekliyor ve bu kriz hayatımızı nasıl etkileyecek? Bir kere şu gerçeği kabul etmemiz gerekiyor; bu yalnız bir ekonomik kriz değil, bir siyasi, tarihi yeniden yapılanma ve uzun sürecek. Aslında 2008 başında finansal depremle başlayan kriz bitiyor. Ancak tam burada iki önemli sorun var ki yaşadıklarımız tam da bu iki önemli sorunun ortaya çıkan sarsıntıları. Birincisi, ortada devasa bir finansal enkaz duruyor, bu kolay kalkmaz; ikincisi yeniyi yapmak için eskiyi tamamen yıkmak lazım; ancak eski direniyor ve yıkılırken gürültü çıkarıyor. Bundan dolayıdır ki:

1-) İkinci savaş sonrası Bretton-Woods anlaşmasıyla sınırları çizilen dolara dayalı para sistemi çökmüştür; yeni bir para sistemi oluşana kadar bu tür öncü depremleri çok göreceğiz.

2-) ABD’nin geri çekilmesi-hem siyasi hem de ekonomik olarak- kolay olmayacak; örneğin, Afganistan’dan Irak’a kadar ABD, sistemin güvenliğini sağladığını iddia edip asker bulunduruyor. Aynı şekilde, başta Çin olmak üzere birçok ülke, ABD Hazine kâğıtlarını ‘ekonomik sistemlerinin’ güvencesi olarak tutuyorlar. İşte ABD askeri ile ABD Hazine kâğıtlarının yerine ikame edilecek yeni siyasi ve ekonomik kurumsal güvenceler oluşturulana kadar bu kriz defalarca vuracak.

3-) AB artık böyle devam edemez. Yeni bir AB Anayasası ve yeni bir bütünleşme dalgası gerekiyor. Ancak bunu yapacak siyasi dinamiği AB henüz yaratamadı. Türkiye’nin ya da Latin Amerika’nın çıkardığı değişim dinamiğini AB henüz çıkaramadı; Merkeller, Sarkozyler gidene kadar, AB bu dinamiği çıkarana kadar kriz ya da değişimin depremleri devam edecek.

4-) Türkiye’den başlamak üzere Doğu, krizden çıkışın ve sonrasının yapıcısı olacak; ancak bütün Doğu’da ‘eski’ yapılar, diktatörlükler, oligarşilerin içindeki gerici unsurlar direniyor. Türkiye ve Latin Amerika her şeye rağmen bu değişimde en hızlı yol alan ülke ve bölgeler. Ancak ‘evet ama yetmez.’ Bu bölgelerde demokratik Anayasalar ve demokrasinin kurumsallaşması gerçekleşene kadar krizin ve yeniden yapılanmanın dalgaları hep vurmaya devam edecek.

5-) Bu kriz, küresel bir değişim dalgasıdır. Ancak pekâlâ çok büyük bir hızla gerici bir ulus-devletler savaşına da dönüşebilir. ABD’de neoconlar, İsrail’de katliamcı şahinler, Latin Amerika’da devletçi faşistler, Avrupa’da neonaziler ve Türkiye’de en ‘solundan’ en kafatasçısına kadar Ergenekoncu Cephe bunun için elinden geleni ardına koymuyor. İşte siz Pazartesi gününden korkmayın, bu gibi kriz dalgalarını değişimin ayak sesleri olarak anlayın; ama bu cepheden korkun…


ABD parasının Disney Doları’na kadar yolu var. Dünya yeni bir para sistemi bulana kadar ABD’nin güvencesi erimeye devam edecek.