Stratfor’un tezleri ve gerçekler

  • 02 Haziran 2012 Cumartesi

Bu haftaki üç önemli gelişmeyi bir araya getirdiğimizde birkaç şifreyi birden çözüyoruz. Birincisi İran’da Hameney’in zaferi ve Başbakan’ın bu ay sonunda Tahran’a gidecek olması. İkinci gelişme; Türkiye’nin artan belirleyiciliğinde Esad rejiminin belli olmaya başlayan sonu ve Obama-Netanyahu görüşmesi. ( Buraya Putin’in seçim zaferini ve yeni Putin döneminin başlangıcını da ekleyebiliriz.)
Nihayet üçüncüsü Çin’de beklenen makas değişiminin, büyüme hedefinin düşürülerek, neredeyse resmen açıklanması.

Bu gelişmeleri birbirinin içine geçen halkalar olarak düşünün; her üç halkanın izlerinin belirlediği bir alan elde edersiniz; işte bu alan aslında bir çözüm kümesi. Bu çözüm kümesine istediğiniz adı verebilirsiniz, yenidünya düzeni ya da krizden çıkış alanı falan… Ama ne derseniz deyin bu kümenin oyuncuları şimdiden belli ve biz bunun ipuçlarını zaten çoktan yakalamıştık.

Şu sıralar yeni WikiLeaks belgelerinde Stratfor’un deşifreleri çok geçiyor. Stratfor’un kurucusu George Friedman, bütün bu hikâyeyi kısmen ‘Gelecek 10 Yıl’ kitabında anlattı. Aslında WikiLeaks’ın yayınladığı Stratfor belgeleri, neredeyse Friedman’ın tezlerine yönelik yeni bir ‘kurucu’ iradeyi ve aklı bizim önümüze koyuyor.

Burada iki dinamik var birincisi, krize rağmen hala büyük bir “basiretle” krizi yönetmeye ve kriz sonrasını oluşturmaya çalışan ABD. İkincisi ise sistemin kendi doğasından kaynaklanan gelişme dinamikleri. Bu iki dinamiğin kimi zaman örtüştüğünü kimi zaman da birbirlerinden ayrılarak çatıştığını söylemek mümkün. Sonuçta ABD, hegemonyasını korumak hatta zamana ve konjonktüre göre geliştirmek isteyen bir güç olarak, sistemin tarihsel dinamikleriyle de çatışıyor ve buraya müdahale ediyor. İşte tam burada, bilgi ve bu bilgiyi toplayan giderek onu yönlendiren örgütler, yapılar, şimdilerde oldukça belirleyici oluyorlar.

WikiLeaks bilgi gerilla yapısı; Stratfor’da bir kontrgerilla yapı

Stratfor bir ‘özel’ istihbarat (bilgi) örgütü. ABD’de bu özel/kamu ayrımı çok müphemdir. Fed’te ‘özel’ sayılır ama pekâlâ kamusal bir ‘iş’ yapar. Ama bu işin, söz konusu kamunun neresini kapsadığı da ayrı bir tartışma konusudur. Neyse, bu anlamda Stratfor gibi yapıların şaşıracak ve çok tartışılacak bir yanı yok; sonuçta ABD’ye özgü bir kurum. Ancak Stratfor gibi kurumların kapitalist sistemin şu anki konjonktüründe ne olduğu tartışılabilir. WikiLeaks nasıl bilgiyi yayıcı, bilginin sınır tanımaz erişimine aracılık eden ve bu anlamda sistemi atomize eden-başta ulus-devletler olmak üzere yerleşik yapıları dağıtan-  bir bilgi ‘gerilla’ yapısıysa, Stratfor’da, bilgiyi hegemon ulus-devlet için toplayan, saklayan ve kullanan bir kontrgerilla örgütü.

Stratfor’un çalıştığı kaynakları ve Friedman’ın yazdıkları, bize ABD’nin ‘yeni’ stratejisini anlatıyor. Aslında bu stratejiyi, farklı konjonktürlerde, üç kitapta ( Büyük Satranç Tahtası, İkinci Şans ve Stratejik Vizyon) Brzezinski anlattı. Tabii ki Brzezinski’nin geliştirdiği tezler, birçok açıdan Friedman’dan ayrılıyor. Ama sonuçta, dünyanın merkezinin ABD olarak kurgulandığı ve her şeyin buradan belirlendiği bir tekelci sistem ve bunun ulus-devleti var karşımızda ve bütün bu yazılanlar, toplanan bilgiler bu hegemonyanın selameti için…

Friedman şöyle diyor: ‘Amerika’nın Avrasya’daki çıkarları –Rusya ve Avrupa yarımadası olarak algılanmalı- her yerdeki ABD çıkarları ile aynı: Tek bir güç veya koalisyonun egemen olmaması. Friedman burada, Rusya ve Avrupa’nın birleşmemesi gerektiğine işaret ediyor ve Rusya’nın hem Avrupa hem de Türkiye tarafından dengelenmesi gerektiğini vurguluyor. Ancak, Friedman Rusya’nın sistemin içinde, onun zenginliğini elde eden bir ülke olması gerektiğini teslim ediyor ki; en ‘güvenilir’ denetim mekanizması budur. Yani Friedman’ın modelinde siyasi bir küreselleşme yok; tam aksine, ABD önderliğinde-denetlenebilir- bir ulus-devletler hiyerarşisi var. Ama Friedman bunun çökmekte olduğunun farkında değil. Mesela Rusya’nın nereye gittiğini göremiyor. O’nu ABD için denetlemeye çalışıyor sadece.

Rusya’da Putin’in, bu 3. dönemi, değerlerinden farklı olacak. Putin, tıpkı Çin’deki gibi, içeriye dönük bir ‘liberalleşmeyi’ öne çıkaracak ve denetim sağladıkça bunu başta Ortadoğu olmak üzere bölgesine yayacak. Yoksa Putin, Suriye konusunda Türkiye’den çok ayrı düşünmüyor. Sorun zaman ve denetim mekanizması sorunu. Ama bu, aynı zamanda, Putin’in iradesi dışında bir yeni küresel entegrasyon dinamiğini de barındırıyor.

Friedman, Avrupa konusunda ise son derece net: ‘ AB gelecek on yılda yok olmayacak. Ama dünya sahnesinde büyük oyuncu olabileceği çok uluslu bir devlet halini de almayacak.’

Yani Friedman kesinlikle, ABD gibi, büyük homojen bir rakip istemiyor.

Friedman, bölgede uzun vadeli güç olmayı başarabilecek tek ülke olarak da Türkiye’yi görüyor. Türkiye, hem İran hem de Rusya için dengeleyici bir unsur ama ondan öte giderek politikleşen ve bu oranda siyasi meşruiyeti sağlayan İslam dünyası için de önemli bir dinamik. Ama aynı Friedman, Türkiye ve İslam’ın bölgede çok güçlü bir entegrasyonu, şu andaki siyasi yapılardan ayrı bir meşruiyet temelinde, ortaya çıkarma potansiyelini göremiyor.

Yeni bir kalkınma yolu: Gelişen Asya

Çin’e dönecek olursak, burada Friedman, ABD’nin Pasifik’te zaman kazanması gerektiğine işaret ediyor. Çünkü ABD artık, aynı anda, iki büyük hinderlandı düzenleyemez. (Friedman’ın bu tespitini, Obama yeni güvenlik stratejisinde resmileştirdi: ABD, artık birçok cephede savaşmayacak.) Friedman, gelecek on yılda, Çin’in bölgesel hegemonya olarak, ortaya çıkamayacağını iddia ediyor. Çünkü Çin, Friedman’a göre, hızlı büyümeden vazgeçip istikrara odaklanmak zorunda. Çin’in son büyüme revizyonu Friedman’ı haklı çıkarır gibi ama yanılıyor. (Bu konuya Cuma devam edeceğim)

Siyasi küreselleşmenin sancısı

Şimdi Friedman’ın bu tespit ve iddialarını hem kurucusu olduğu Stratfor yorum ve belgeleriyle karşılaştırın hem de Ortadoğu, Rusya, Türkiye ve Çin’de olan güncel gelişmelerle ilişkilendirin. Önemli kesişme alanları bulacaksınız ama bunlar yalnız konjoktürel…

İran’da Hameney’in güçlenmesi ya da Netanyahu’nun, Obama ile güven tazelemesi bize var olan durumu açıklamıyor. Aslında Stratfor ve benzerlerinin tespit ve yorumları da durumu açıklamıyor.

Örneğin, İran ve Rusya sanıldığı gibi sistemin dışında değil. Sistemin dışında olan Suriye Baas partisi; o da yakında gidecek.

Örneğin, Netanyahu hükümeti, Obama yönetimi için, Hamaney’den daha tehlikeli.

Yine, Türkiye’de süreci anlamayan-hadi darbeci takımı bir kenara koyun- CHP gibilerin bile, barındırdığı Baas genleri nedeniyle bu dünyada yeri yok. Mesela Putin bunu okuduğu için artık yolu açık. Yine göreceksiniz Çin Komünist Partisi, bu seneki kongresinde şaşırtıcı kararlar alacak.
Sonuçta sistem, çok kutuplu yeni liberal bir dengeye doğru gidiyor. Bu, siyasi küreselleşmenin başlangıcı; bunu görmeyen ekonomide geride, siyasette de toprağın altında kalır.